Gerçek Öğretmenlik Nedir? İşte Cevabı

“Diyarbakır’ın bir dağ köyünde ilköğretimde görev yapan arkadaşımın arkadaşı olan Ahmet S. Matematik dersinde;
– Bir kasada şu kadar çilek varsa, 10 kasada kaç çilek vardır? Diye öğrencilerine bir soru soruyor.
Öğrenciler:
– Öğretmenim çilek ne? Diyorlar.
Öğretmen:
– İşte çocuklar çilek.
– Biz hiç çilek yemedik. diyorlar.


Bunun üzerine öğretmen pes etmiyor, oturup Bursa’daki tarım firmalarına toprak numunesi yolluyor ve diyor ki;
– Bu toprakta çilek yetişir mi ? diyor.
Bursa’daki firmalardan cevap geliyor.
– Evet Diyarbakır şartlarında çilek yetişir.

Htta mektubun yanında çilek fideleri ve yetiştirme şeklini anlatan bir tarif yolluyorlar. Öğretmen öğrencilere okuyor nasıl yetiştirileceğini, çıkarıyor bahçeye ve diyor ki:
– Bu sene size matematikten sınav yok.
Öğrenciler:
– E nasıl not alacağız öğretmenim?

Hepsine bahçeyi kazdırıp, çilekleri diktirip, can sularını verdikten sonra her birine dörder çilek fidesi verip:
– Şimdi gideceksiniz evinize anne babanıza ben size nasıl öğrettiysem sizde onlara öyle öğreteceksiniz.
Çocuklar gidiyorlar evlerine hepsi anlatıyorlar ve çilekleri dikiyorlar ve öğretmen diyor ki:
-Çilek mevsimi gelince getireceksiniz tabakta on tane çileğe bir not alacaksınız.
Çocuklar tabaklarla getiriyorlar çilekleri sayıyor öğretmen çilekleri eksik olanlara da tam not veriyor ve sonra diyor ki:

– Çocuklar nasılmış tadı?
Öğrenciler:
-Valla ucunda not vardı diye yiyemedik.
– Hadi bakalım yiyin. Diyor öğretmen.

Çocuklar ağızlarını burunlarına bulaştıra bulaştıra yiyorlar çilekleri. Aradan iki yıl geçtikten sonra çilek girmemiş o köyün halkı şu anda Diyarbakır’ın pazarında çilek satıyorlar.
Şimdi düşünüyorum da, öğretmen olmak bu işte gerçekten… Tahtada müfredat anlatmak değil… Bulunduğun yere bulunduğun ülkeye bir şeyler katmak… Bizlere şu yaşımıza gelene kadar sadece ezberletilmiş kalıplar öğretildi ne yazık ki.

İlk ve orta okuldayken haftada 4 saat 5 saat matematik işledik oysa ben bir Barbaros Hayrettin Paşa’yı dinlemeyi, büyük komutan Alparslan’ın Malazgirt’te yazdığı destanı hayal etmeyi seviyordum. Dağları, denizleri coğrafyayı seviyordum… Edebiyatı seviyordum, yazılan şiirleri okumayı; onları kendi dünyamda yaşamayı seviyordum. Şu an belki elimde o günlerden kalma pek bir matematik bilgim yok, lisede öğrendiğim karekök, logaritma, fonksiyonlar… Hiçbiri net olarak aklımda değil ama Fatih Sultan Mehmet’in, Yavuz Sultan Selim’in, Yıldırım Bayezid’in kahramanlıkları, Ahmet Haşim’in dizeleri hala aklımda…Yani demem o ki eğitimi bir kalıba hele ki yanlış bir kalıba sığdırmak gerçekten çok büyük kayıplara sebebiyet veriyor. İnsan eğitilmeye ve eğitime gerçekten muhtaç.Bizlerin temel amacı o insanlara gerçekten bir şeyler katmak olmalıdır. İnsanlara ezberlenmiş cümleler kurmak yerine kendi cümlelerini kurma fırsatını ve özgüvenini sağlamalıyız…”

PAYLAŞ
burası
Yorumlar

Yazıya 12 yorum yapılmış.

TimeDigger 05 Mart 2017

Öğretmen sadece çocuklara değil analarına da, babalarına da, köyün ağasına hatta delisine de çağdaş, demokratik, laik, bilimsel bilinci taşır, öğretir, örnek olurdu, ama Taşımalı Öğretimle sonu geldi bu durumun…

Tülin 05 Mart 2017

O güzelim köy enstütülerini kim kapattı bir araştırın lütfen

samet aydın 06 Mart 2017

Yazının tamamını okuduysak buradan anlayacağımız çilek yada köy enstitüleri olmamalı.
Bir toplumun oluşturulmasında eğitim en başta gelen etkendir. Bizim toplumumuzda büyük bir eğitim eksikliğinin olduğu aşikar.Hemde inandığımız dinin İslamın ilk emri ‘OKU’ olmasına rağmen neyi, nasıl okuyacağımızı bilemeyecek durumdayız.Bir çok şeyi yanlış anlıyor ve sürü halinde bu yanlış anlayışın peşine takılıyoruz.Kâmil bir insan nasıl olur, erdemli bir insan nasıl olur kimse bu vb unsurlara yönelmiyor. Buda insanın dünyada varoluşunu sorgulamasında ilk basamak olan okullarımızda eğitim veren öğretmenlere ve ebeveynlere düşmektedir.Hepimiz millet olarak bir dirilişin geleceğinden umutluyuz ama bu umut Seyyid Kuttub’unda dediği gibi bir kaç asır alacaktır. Umuyorumki beklenilen düşünce etrafında bir zincir halkası gibi kenetlenip küfleşmiş insanlığı yeniden ayağa kaldıracağız.

Ahmet Ünal 06 Mart 2017

Bu haber doğruları yansıtmıyor.. Eskiden beri Diyarbakırda hertürlü organik sebze ve meyve yetiştirilir.. Her habere prim vermeyelim lütfen. teyit etmek önemli.. Saygılar

Ferit Uyar 06 Mart 2017

Köy Enstitüleri böe ögretmenler yetiştiriyordu. Engellediler

gülay turanlı 06 Mart 2017

Çok sevimli bir bağ evi. Ancak banyosu ve tuvaleti olmayan bir ev nasıl düşünülür. en kısa zamanda bu bölüm eklenmeli .İlk alan ben olurum inanın.

Hatice gungor 06 Mart 2017

Hikaye hoş. Sonu manasız. Ben de tarih ve coğrafya sevmeyiz matematik severdim. Matematik analitik düşünme becerisi kazandırır.

Tülin Görkem 07 Mart 2017

Olay çok etkileyici, yorumları çok öğrwtici ve yerinde. Paylaştığız için teşekkürler. ???

Turgay Uykusuz 07 Mart 2017

O öğretmeni kutluyor ve alnından öpüyorum. Böyle öğretmenler çoğalsa güzel ülkem de çok değişir olumlu yönde.
Gözlerim yaşardı öyküsünü okurken.

Orhan Osmanoglu 08 Mart 2017

Avrupalı fabrikasinda insan olmadan araba üretiyor. Biride tutmus halen din diyor. Dinse dinin ilk emri okumak. Hikayede karsi oldugum husus logoritmayi da bileceksin ki elektronik çağa ayak uydurabilesin. Sen kullanmaya bilirsin ama o bilinmeden modern gelismelere ayak uyduramazsin iyi mühendisler çıkaramazsın. Ögretmen olarak ilk önce kendini gelistireceksin modern çağa ayak uyduracaksin sonra öğreteceksin. Yoksa avrupali yapar, dolar ülkende 5 TL olur sende 3 külfü bi elham okursun.

Nazan çıkıntaş 09 Mart 2017

Helal işte Atatürk’ün köy okulu öğretmeni

mehmetakbudak 13 Mart 2017

2yıl şırnakta görevyapmışbirisiolarakiyianlaıyorum tebrik ediyorumoöğretmeni