Yazar: admin

Erzurumlunun aynayla imtihanı

Eski zamanlarda, tarihte ilk defa Erzurum’a ayna gelmiş ve bununla karşılaşan Erzurumlu biri aynaya baktığında aynadaki kendi görüntüsünü rahmetli abisine benzetmiş ve demiş ki vay abim seni bu dünya gözüyle yeniden görmek varmış ve duygulanıp aynaya sarılıp eve götürmüş ve özleminden yatarken de aynaya sarılıp öylece uyumuş. Gece kocasının bir şeylere sarılıp uyuduğunu gören karısı kocasının elindekini almış

ÇANAKKALE DE YAŞANMIŞ BİR OLAY…

Savaş sırasında Kocadere köyünde büyük bir sargı yeri kuruluyor. Kimi Urfalı , kimi Bosnalı , Kimi Adıyamanlı, Kimi Gürünlü, Kimi Halepli çok sayıda yaralı getiriliyor… Bunlardan biri Lapsekinin Beybaş Köyündendir ve yarası oldukça ağırdır. Zor nefes alıp vermektedir. Alçalıp yükselen göğsünü biraz daha tutabilmek için komutanının elbisesine yapışır. Nefes alıp vermesi oldukça zorlaşır ama tane

BİR OK ATTIM

Padişah şehzadenin haline baktıkça kahroluyordu. Gün gelip tacını tahtını bırakacağı oğlu böyle mi olacaktı? Ne ok atmayı bilirdi, ne kılıç kullanmayı. Ne devlet işlerine merakı vardı, ne de askerliğe. Ne iki çift laf ederdi, ne söylenileni anlardı. Kendi halinde aylak aylak dolaşan, çoluk çocukla oynamaktan başka bir şey bilmeyen, zayıf, çelimsiz beceriksiz bir tipti şehzade.ama

Peygamber efendimiz Ebu Bekir’e sorar

Peygamber efendimiz Ebu Bekir’e sorar Sen dün nasıl bir amelde bulundunki Allah sana Cennette bir köşk verecek, sen o köşkün hangi penceresinden baksan Cemâlullahı (Allah-u teala’nın yüzünü) göreceksin? Ebu bekir cevap verdi: Her zamanki gibi ya Resullallah. Efendimiz buyurdu: Iyi düşün ya Ebu bekir. Mutlaka farklı bir şey vardır. Ebu bekir buyurdu: Dün ben senin

Bütün gün ne yaptın

Adam akşamleyin iş çıkışı eve geldiğinde evin bahçesinin karmakarışık olduğunu görmüş. 3 çocuk da bahçede çamurlar içinde oynuyormuş.Boş yemek kutuları ve içecekler etrafa saçılmış.Karısının arabası garaj kapısının önünde, bir kapısı açık ve yamuk halde park eder durumdaymış. Evin içine girdiğinde durum daha vahim şekle dönüşmüş.Girişteki halının bir kenarı kıvrılmış, havaya kalkmış ve abajur sehpanın üzerine

Gelin Kaynana

Günün birinde güzel bir genç kız sevdiği adamla evlenir ve aynı evde kocası ve kaynanası ile birlikte yaşamaya başlar. Çok mutludur, fakat kaynanası ile geçinememeye başlar. Kuşak farkı nedeniyle kişilikleri tamamen farklıdır. Bu nedenle ve daha birçok küçük sebeple her gün kavga edip tartışırlar. Kocası da annesi ve karısı arasında kalmaktan sıkılmış, mutsuz olmuştur. Genç

BEYAZ POŞET (Okumaya değer)

Genç adam sokağın başındaki büyük binanın giriş katında camın tam kenarında oturup dışarıya bakan yaşlı kadınla selamlaşıyordu her sabah… Kadın bir gün genç adama seslendi: – Bakar mısın delikanlı? – Buyur teyzeciğim? Dedi her sabah selamlaştığı kadına ve cama yaklaştı. Yaşlı kadın: – Evladım benim iki bacağım da yok bana ekmek parası verir misin? dedi.

Hırsız Ali

Ali yaramazdı. Ama iş yaramazlıkla kalmıyor, komşu­larına zarar da veriyordu. Biraz büyüyünce hırsızlığa da başlamıştı. İşin kötüsü bu yaptıklarına annesi kızmıyor, hatta teşvik ediyordu.Önce bir yumurta çalıp getirdi Ali’nin annesi sevinerek başını okşadı: — Aferin oğluma, artık çalışıyor, dedi. Bundan cesa­retlenen Ali , ertesi gün bir tavuk getirdi. Annesi yine se­vindi. Derken bir koyun getirdi.

KEDERLİ KIZ ARİANE…

Ariane, kıyılarında dalgaların kudurduğu, Naksos adasında yaşıyordu… Aşktan nasibini alamamış kederli kız Ariane, sevgilisi Theseus tarafından terkedilmişti. Bu acıyla ağlayıp sızlıyor, Theseus’a beddualar ediyordu. Bazen kıyıda kumlar üzerine uzanıyor, kumları gözyaşları ile ıslatıyordu. Bazen de denize hakim yüksek bir kayaya çıkıyor ve Theseus’u götüren mavi geminin uzaklarda kayboluşunu tahayyül ederek, ayrılık gününü içi yanarak anıyor

BİR KARDELEN MASALI…

Bir varmış bir yokmuş ,uzak ülkelerin birinde, dağların doruklarında güzeller güzeli Dağ Fulyası yaşarmış. Baharın ilk belirtileriyle uzun kar uykusundan uyanır, güneş sıcaklığını iyice hissettirmeye başladığı günlerde tomurcuklanır, yaz boyunca da çiçekleriyle çevresine binbir renkler saçar, kokusu ile, güzelliği ile, güzelliğinden çok o mahçup saf duruşu ile herkesi kendine hayran bırakırmış. Doğa ananın da en