Esenyurt’ta düğüne 4 gün kala nişanlısını öldüren kadının cezası belli oldu

Üye kadın hakim, sanık Ayşenur Yılmaz’ın “Meşru savunmada sınırın aşılmasıyla taksirle ölüme sebebiyet verme” kapsamında cezalandırılması ve tahliyesine karar verilmesi gerektiğini kaydederek karara muhalefet şerhi koydu


Esenyurt’ta tartıştığı nişanlısı Ali Ayberk Kahveci’yi bıçaklayarak öldürdüğü belirtilen Ayşenur Yılmaz’ın “Haksız tahrik altında kasten öldürmek” suçundan 18 yıla kadar hapis istemiyle yargılandığı dava karara bağlandı. Mahkeme heyeti, eylemin “Haksız tahrik altında kasten yaralama” suçunu oluşturduğunu belirterek, sanık Ayşenur Yılmaz’ı 8 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırdı. Sanık Yılmaz, ilk savunmasında “Ben Ali Ayberk’i çok seviyordum. Hayallerimiz vardı. Öldürmek gibi bir kastım yoktu” demişti.

DHA’nın haberine göre, Bakırköy 16. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen karar duruşmasına tutuklu sanık 23 yaşındaki Ayşenur Yılmaz ile taraf avukatları katıldı. Son sözü sorulan Ayşenur Yılmaz, “Kasten, bilerek bir hareketim olmadı. Öldürme gibi bir niyetim asla yoktur. Böyle bir olay olduğu için pişmanım” dedi.

SANIK 8 YIL 9 AY HAPİS CEZASINA ÇARPTIRILDI

Mahkeme heyeti, suçun unsurları oluşmadığı gerekçesiyle “Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” suçundan sanıklar F.A. ve Ayşenur Yılmaz’ın ayrı ayrı beraatlerine karar verdi.

Mahkeme heyeti, sanık Ayşenur Yılmaz’a, nişanlısı 23 yaşındaki Ali Ayberk Kahveci’yi “Kasten öldürme” suçundan cezalandırılması talebiyle dava açıldığını hatırlatarak eylemin “Kasten yaralama” suçunu oluşturduğunu belirtti ve sanık Yılmaz’ı 14 yıl hapis cezasına çarptırdı. Sanığa “iyi hal” ve “Haksız tahrik” indirimi de uygulan mahkeme heyeti, cezayı 8 yıl 9 ay hapis cezasına düşürdü ve sanık Ayşenur Yılmaz’ın da tutukluluk halinin devamına hükmetti.

ÜYE KADIN HAKİMDEN MUHALEFET ŞERHİ

Üye hakim Gamze Özdemir, karara muhalefet şerhi koydu. Üye hakim Özdemir muhalefet şerhinde şunları söyledi: Maktül ve sanık nişanlıdır ve evliliklerine kısa bir süre kalmış aralarında büyük bir gerginlik veya düşmanlık da bulunmamaktadır. Olay günü maktül, sanığın evine gelerek sanığa şiddet uygulamaya başlamış, sanık kendisine yönelmiş bu haksız saldırıdan kurtulmak amacıyla mutfağa kaçmıştır. Maktülün, sanığa mutfakta da saldırısı devam etmiştir. Sanığın savunmasına göre maktul elektrikli süpürge sapıyla kafasına vurmak istemiş ancak kolunu siper ederek kurtulmuştur. Sanığın savunmasını doğrular şekilde olay yeri incelemesinde kırık süpürge sapını bulunmuştur. Ayrıca sanığın alınan raporunda kolunda ve vücudunda darp izleri bulunduğu tepsit edilmiştir. Sanığın başka türlü defetme imkanının bulunmadığı kabul edilmesi gereken saldırıyı önlemek amacıyla tezgahın üzerinden bıçak alarak ve böylece maktulü kendisinden uzak tutmak istemiştir. Ancak maktul saldırısına devam etmiş bu esnada sanık kendini savunma kastını aşarak maktulün ölümüne sebebiyet vermiştir. Vücuda koltuk altından saplanan tek bir bıçak darbesinin bulunduğu, maktülün olay yerinden sanık ve maktülün arkadaşları tarafından hastaneye götürülmüş olduğu hususları bir arada değerlendirilmesinin sanığın maktülü yaralamaya ya da öldürmeye yönelik kastından bahsedilmeyeceğini göstermektedir. Sanığın kendisinden fiziksel güç olarak üstün olan maktül tarafından darp edilmesi sırasında tezgah üzerinde bulunan bıçağı eline geçirip kendisini savunmak maktülün fiziksel şiddetini engellemek ve kadın erkek arasındaki güç farkını bu yolla dengelemek istemesinin olağandır. Sanığın hareketini ani bir tepki olarak gösterdiği, bu nedenle sanığın eyleminin ‘Meşru savunmada sınırın aşılmasıyla taksirle ölüme sebebiyet verme’ kapsamında değerlendirilerek cezalandırılması ve hükümle birlikte tahliyesine karar verilmesi gerektiği kanaatinde olduğumdan sanık hakkında kurulan hükme bu yönden katılmıyorum”

“HAYALLERİMİZ VARDI ÖLDÜRMEK GİBİ BİR KASTIM YOKTU”

Sanık Ayşenur Yılmaz ilk duruşmada şunları söylemişti: “Ali Ayberk Kahveci ile 1.5 yıldır nişanlıydık. Nikahımıza 4 gün kalmıştı. Evimizi yerleştirmiştik. Olay günü de telefonda konuşurken bana bağırdı. ‘Neden telefonu açmıyorsun, bakmıyorsun’ dedi. Bende sakin olmasını istedim. Bana defalarca ağır küfürler etti. Ben telefonu kapattım. Daha sonra aradı. Ancak telefonu açamadım. Ben ailemle yaşadığım evdeydim. Evde sadece kuzenim F.A. vardı. Ali bu eve geldi. Bana saldırıp beni dövdü. Kuzenim F.A. araya girmeye çalıştı fakat başaramadı. Ben o arada mutfağa doğru kaçtım. Burada elektrik süpürgesinin sopası ile kafama doğru vuracakken kolumu kaldırıp engel oldum. Üzerime doğru gelmeye devam etti. Ben de bu sırada mutfak tezgahı üzerinde bulunan bıçağı elime aldım. Ancak bu bıçağı sağa, sola sallamadım ve savurmadım. Ali Ayberk’e ‘ Beni mi öldüreceksin ?’ diye söyledim. Benim üzerime çullandığı sırada bıçak ona batmış, ben bunu fark etmedim. Kendisi bıçağın battığını söyledi. ‘ Şaka mı yapıyorsun ?’ dedim. ‘Hayır gerizekalı, şaka değil’ dedi. Bir iki adım attıktan sonra yere çöktü. Camı açarak site görevlilerini çağırmak istedim. Arkadaşlarını görüp, onları çağırdım. Onları ismen tanımıyordum ancak görmüştüm. Onlar eve geldiler. Ali Ayberk’i hastaneye götürdük. Doktorlar öldüğünü söylediler. Ben zaten şoka girmiştim. Kuzenim F.A.’yı arayıp da suç delillerini yok etmesi için bir şey söylemedim. Ben Ali Ayberk’i çok seviyordum. Hayallerimiz vardı. Öldürmek gibi bir kastım yoktu.”

İDDİANAMEDEN

İddianamede şüpheli Ayşenur Yılmaz’ın “Haksız tahrik altında kasten öldürmek” suçundan 12 yıldan 18 yıla kadar, tutuksuz şüpheli F.A.’nın ise “Suç delillerini yok etme , gizleme veya değiştirme” suçundan 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezasına çaptırılması isteniyordu.