<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hikayeler arşivleri - Kadınlar Sitesi</title>
	<atom:link href="http://www.kadinsite.com/resimleri/hikayeler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kadinsite.com/resimleri/hikayeler/</link>
	<description>Kadın estetik magazin yemek tarifleri</description>
	<lastBuildDate>Fri, 01 Dec 2023 15:23:08 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.5.5</generator>
	<item>
		<title>ACI BİR ÖYKÜ</title>
		<link>http://www.kadinsite.com/aci-bir-oyk/</link>
					<comments>http://www.kadinsite.com/aci-bir-oyk/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 16 Oct 2021 14:52:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinsite.com/?p=10517</guid>

					<description><![CDATA[<p> Askerliğini bitirmiş olan genç askerliğini yaptığı şehirden ailesini aradı: -Anne baba, eve dönüyorum, ama sizden bir şey rica ediyorum. Yanımda bir arkadaşımı da getirmek istiyorum. -Memnuniyetle, onunla tanışmak isteriz, diye cevapladılar.Oğulları, -Bilmeniz gereken bir şey var diye devam etti. -Arkadaşım savaşta ağır yaralandı.Bir mayına bastı ve bir koluyla ayağını kaybetti. Gidecek hiçbir yeri yok, ve [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="http://www.kadinsite.com/aci-bir-oyk/">ACI BİR ÖYKÜ</a> appeared first on <a href="http://www.kadinsite.com">Kadınlar Sitesi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong> Askerliğini bitirmiş olan genç askerliğini yaptığı şehirden ailesini aradı: -Anne baba, eve dönüyorum, ama sizden bir şey rica ediyorum. Yanımda bir arkadaşımı da getirmek istiyorum.</strong></p>
<p><strong>-Memnuniyetle, onunla tanışmak isteriz, diye cevapladılar.Oğulları,</strong></p>
<p><strong>-Bilmeniz gereken bir şey var diye devam etti.</strong></p>
<p>-Arkadaşım savaşta ağır yaralandı.Bir mayına bastı ve bir koluyla ayağını kaybetti. Gidecek hiçbir yeri yok, ve onun gelip bizimle kalmasını istiyorum.</p>
<p>-Bunu duyduğuma üzüldüm oğlum. Belki onun başka bir yer bulmasına yardımcı olabiliriz.</p>
<p>-Hayır. Anne,baba,onun bizimle yaşamasını istiyorum.</p>
<p>-Oğlum,dedi babası,bizden ne istediğini bilmiyorsun. Onun gibi özürlü biri bize korkunç bir yük olur. Bizim kendi hayatımız var, bunun gibi bir şeyin hayatımıza engel olmasına izin veremeyiz.Bence bu arkadaşını unutup eve dönmelisin.O kendi başının çaresine bakacaktır.Oğlu o anda telefonu kapattı.Ailesi ondan bir süre haber alamadı.Ama birkaç gün sonra,polisten bir telefon geldi.Oğullarının yüksek bir binadan düşüp öldüğünü öğrendiler.</p>
<p>Polis bunun intihar olduğuna inanıyordu. Üzüntü dolu anne-baba oğullarının cesedini tespit etmek için şehir morguna götürüldüler.Onu tanıdılar ve bilmedikleri bir şey daha öğrenince dehşete düştüler: Oğullarının sadece bir kolu ve bir bacağı vardı. Bir çoğumuz bu hikayedeki aile gibiyiz; Güzel olan ya da birlikte olmaktan zevk aldığımız insanları sevmek bizim için çok kolay, ama bize rahatsızlık veren ya da yanlarında kendimizi rahatsız hissettiğimiz insanları sevemiyoruz. Bizim kadar <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/">sağlık</a>lı, güzel ya da akıllı olmayan insanların yanından uzak durmayı tercih ediyor</p>
<p>The post <a href="http://www.kadinsite.com/aci-bir-oyk/">ACI BİR ÖYKÜ</a> appeared first on <a href="http://www.kadinsite.com">Kadınlar Sitesi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.kadinsite.com/aci-bir-oyk/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>9</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fakir adam ve zengin Kral</title>
		<link>http://www.kadinsite.com/i/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Sep 2021 12:57:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinsite.com/?p=72300</guid>

					<description><![CDATA[<p>Köyün birinde bir yaşlı adam varmış. Çok fakirmiş ama Kral bile onu kıskanırmış. Köyün birinde bir yaşlı adam varmış. Çok fakirmiş ama Kral bile onu kıskanırmış. Öyle dillere destan bir beyaz atı varmış ki, Kral bu at için ihtiyara nerdeyse hazinesinin tamamını teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış.   “Bu at, bir at değil benim [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="http://www.kadinsite.com/i/">Fakir adam ve zengin Kral</a> appeared first on <a href="http://www.kadinsite.com">Kadınlar Sitesi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-72302" src="http://www.kadinsite.com/wp-content/uploads/2021/09/hh.jpg" alt="" width="900" height="900" srcset="http://www.kadinsite.com/wp-content/uploads/2021/09/hh.jpg 900w, http://www.kadinsite.com/wp-content/uploads/2021/09/hh-450x450.jpg 450w, http://www.kadinsite.com/wp-content/uploads/2021/09/hh-150x150.jpg 150w, http://www.kadinsite.com/wp-content/uploads/2021/09/hh-768x768.jpg 768w" sizes="(max-width: 900px) 100vw, 900px" /></h2>
<h2></h2>
<h2>Köyün birinde bir yaşlı adam varmış. Çok fakirmiş ama Kral bile onu kıskanırmış. Köyün birinde bir yaşlı adam varmış. Çok fakirmiş ama Kral bile onu kıskanırmış. Öyle dillere destan bir beyaz atı varmış ki, Kral bu at için ihtiyara nerdeyse hazinesinin tamamını teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış.</h2>
<h2> <strong><script async src="//pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js"></script>
<!-- zennubey -->
<ins class="adsbygoogle"
     style="display:inline-block;width:336px;height:280px"
     data-ad-client="ca-pub-6372238941341666"
     data-ad-slot="2127639287"></ins>
<script>
(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});
</script></strong></h2>
<h2>“Bu at, bir at değil benim için; bir dost, insan dostunu satar mı” dermiş hep. Bir sabah kalkmışlar ki, at yok. Köylü ihtiyarın başına toplanmış: “Seni ihtiyar bunak, bu atı sana bırakmayacakları, çalacakları belliydi. Krala satsaydın, ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaşardın. Şimdi ne paran var, ne de atın” demişler. İhtiyar: “Karar vermek için acele etmeyin” demiş. ”Sadece at kayıp” deyin, çünkü gerçek bu. Ondan ötesi sizin yorumunuz ve verdiğiniz karar. Atımın kaybolması, bir tâlihsizlik mi, yoksa bir şans mı? Bunu henüz bilmiyoruz. Çünkü bu olay henüz bir başlangıç. Arkasının nasıl geleceğini kimse bilemez.</h2>
<h2>Köylüler ihtiyar bunağa kahkahalarla gülmüşler. Aradan 15 gün geçmeden at, bir gece ansızın dönmüş. Meğer çalınmamış, dağlara gitmiş kendi kendine. Dönerken de, vadideki 12 vahşi atı peşine takıp getirmiş. Bunu gören köylüler toplanıp ihtiyardan özür dilemişler. Babalık demişler, Sen haklı çıktın. Atının kaybolması bir tâlihsizlik değil, adeta bir devlet kuşu oldu senin için, şimdi bir at sürün var! “Karar vermek için gene acele ediyorsunuz” demiş ihtiyar. “Sadece atın geri döndüğünü söyleyin. Bilinen gerçek sadece bu. Ondan ötesinin ne getireceğini henüz bilmiyoruz. Bu daha başlangıç. Köylüler bu defa ihtiyarla dalga geçmemişler ama içlerinden “Bu herif sahiden gerzek” diye geçirmişler. Bir hafta geçmeden, vahşi atları terbiye etmeye çalışan ihtiyarın tek oğlu attan düşmüş ve ayağını kırmış. Evin geçimini temin eden oğul, şimdi uzun zaman yatakta kalacakmış.</h2>
<h2><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-72301" src="http://www.kadinsite.com/wp-content/uploads/2021/09/YASLI-ADAM.jpg" alt="" width="360" height="206" /></h2>
<p><strong><script async src="//pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js"></script>
<!-- zennubey -->
<ins class="adsbygoogle"
     style="display:inline-block;width:336px;height:280px"
     data-ad-client="ca-pub-6372238941341666"
     data-ad-slot="2127639287"></ins>
<script>
(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});
</script></strong></p>
<h2>Köylüler gene gelmişler ihtiyara. “Bu atlar yüzünden tek oğlun, bacağını uzun süre kullanamayacak. Oysa sana bakacak başkası da yok. Şimdi eskisinden daha fakir, daha z-avallı olacaksın” demişler. İhtiyar “Siz erken karar verme hastalığına tutulmuşsunuz” diye cevap vermiş. ”O kadar acele etmeyin, Oğlum bacağını kırdı, gerçek bu, ötesi sizin verdiğiniz karar. Hayat böyle küçük parçalar hâlinde gelir ve ondan sonra neler olacağı size asla bildirilmez.” Birkaç hafta sonra, düşmanlar kat kat büyük bir ordu ile s-aldırmış. Kral son bir ümitle eli s-ilah tutan bütün gençleri askere çağırmış. Köye gelen görevliler, ihtiyarın kırık bacaklı oğlu dışında bütün gençleri askere almış.</h2>
<h2>Köyü matem sarmış. Çünkü savaşın kazanılmasına imkân yokmuş, giden gençlerin ya öleceğini, ya da e-sir düşeceğini herkes biliyormuş. Köylüler, gene ihtiyara gelmişler. “Gene haklı olduğun kanıtlandı” demişler. “Oğlunun bacağı kırık ama hiç değilse yanında. Oysa bizimkiler belki asla köye dönemeyecekler. Oğlunun bacağının kırılması, tâlihsizlik değil, şansmış meğer!” “Siz erken karar vermeye devam edin” demiş, ihtiyar. “Oysa ne olacağını kimseler bilemez. Bilinen bir tek gerçek var, benim oğlum yanımda, sizinkiler askerde. Ama bunların hangisinin talih, hangisinin şanssızlık olduğunu sadece Allah biliyor.” “Acele karar vermeyin.</h2>
<h2>Hayatın küçük bir dilimine bakıp, tamamı hakkında karar vermekten kaçının. Karar; aklın durması hâlidir. Karar verdiniz mi, akıl düşünmeyi, dolayısı ile gelişmeyi durdurur. Buna rağmen akıl, insanı daima karara zorlar. Çünkü gelişme hâlinde olmak tehlikelidir ve insanı huzursuz yapar. Oysa gezi asla sona ermez. Bir yol biterken yenisi başlar. Bir kapı kapanırken, başkası açılır. Bir hedefe ulaşırsınız ve daha yüksek bir hedefin hemen oracıkta olduğunu görürsünüz.” (Lao Tzu)</h2>
<p>The post <a href="http://www.kadinsite.com/i/">Fakir adam ve zengin Kral</a> appeared first on <a href="http://www.kadinsite.com">Kadınlar Sitesi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sofra</title>
		<link>http://www.kadinsite.com/sofra/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Jul 2021 17:10:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinsite.com/?p=72093</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tokat’ın in Reşadiye ilçesinin bir köyünde, daha 10 yaşını bile doldurmamış bir çocukken babası tarafından evlatlıktan reddedilir. Aynı gaddar babası, annesiyle de yollarını ayırarak onu birkaç keçiyle birlikte bir çobana verir. Hem koyun güdüp hem de çoban Celal emmiden okuma yazma öğrenince babasını hayatlarından çıkarmak için Ankara’ya silah almaya gider, üstelik biletini de annesi alır. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="http://www.kadinsite.com/sofra/">Sofra</a> appeared first on <a href="http://www.kadinsite.com">Kadınlar Sitesi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>Tokat’ın in Reşadiye ilçesinin bir köyünde, daha 10 yaşını bile doldurmamış bir çocukken babası tarafından evlatlıktan reddedilir.</h2>
<h2>Aynı gaddar babası, annesiyle de yollarını ayırarak onu birkaç keçiyle birlikte bir çobana verir.</h2>
<h2><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-72094" src="http://www.kadinsite.com/wp-content/uploads/2021/07/zx.jpeg" alt="" width="1024" height="616" srcset="http://www.kadinsite.com/wp-content/uploads/2021/07/zx.jpeg 1024w, http://www.kadinsite.com/wp-content/uploads/2021/07/zx-600x361.jpeg 600w, http://www.kadinsite.com/wp-content/uploads/2021/07/zx-768x462.jpeg 768w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></h2>
<h2><strong><script async src="//pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js"></script>
<!-- zennubey -->
<ins class="adsbygoogle"
     style="display:inline-block;width:336px;height:280px"
     data-ad-client="ca-pub-6372238941341666"
     data-ad-slot="2127639287"></ins>
<script>
(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});
</script></strong></h2>
<h2>Hem koyun güdüp hem de çoban Celal emmiden okuma yazma öğrenince babasını hayatlarından çıkarmak için Ankara’ya silah almaya gider, üstelik biletini de annesi alır.</h2>
<h2>Fakat 11 yaşındaki bir çocuğa kimse iş vermez.</h2>
<h2>Ulus’ta çakmak satarak günde 75 kuruş kazanmaya başlayınca gidip bir ciğerci ile anlaşır ve günde bir öğün ciğer yiyerek hayatta kalır.</h2>
<h2>Sıhhiye’de bir tuvalette yatıp kalkar.</h2>
<h2>Anne tarafından kalan tarla 2’ye bölünmesin diye karşısına çıkan abisi onu zehirlemeye çalışır, fakat durumu fark edip kurtulur.</h2>
<h2>O günden sonra silah almaktan vazgeçip tüm bağını koparıp İstanbul’a gider.</h2>
<h2>Bir meyhanede komi ve bulaşıkçı olarak çalışmaya başlayınca biriktirdiği parayla bir kömürlük kiralar ve orada yatar.<br />
Aynı zamanda emekli bir albaydan çok ucuza haftada 1 kez İngilizce dersi alır.</h2>
<h2>Bilet için parası yetince İngiltere’ye gider ve iş bulduğu kebapçının bodrumunda kalır.</h2>
<h2>Tuvalette yıkanır fakat asla pes etmez. Peki sonra ne mi olur?</h2>
<p><strong><script async src="//pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js"></script>
<!-- zennubey -->
<ins class="adsbygoogle"
     style="display:inline-block;width:336px;height:280px"
     data-ad-client="ca-pub-6372238941341666"
     data-ad-slot="2127639287"></ins>
<script>
(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});
</script></strong></p>
<h2>Aradan yıllar geçer ve yükseldiği o kebapçıdan çıkıp, bir lokanta açar.</h2>
<h2>Yılmadan çalışır ve bugün Londra’da önünde kuyruklar oluşan ‘Sofra’ ismindeki restoran zincirini kurar.</h2>
<h2>Eskiden çalıştığı lokantayı satın alır ve yemeklerini İngiltere kraliyetine sunan ünlü biri haline gelir.</h2>
<h2>Bu yüzden ‘İngiliz Kraliyet Ailesi’ne Türk yemeği yediren adam’ lakabını alır.</h2>
<h2>İşte bu ibretlik hikayedeki kişi, fotoğrafta gördüğünüz,</h2>
<h2>İngiltere’nin ünlü Tokatlı şefi,</h2>
<h2>70 yaşındaki ‘Hüseyin ÖZER’dir…🙏</h2>
<p>The post <a href="http://www.kadinsite.com/sofra/">Sofra</a> appeared first on <a href="http://www.kadinsite.com">Kadınlar Sitesi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Korkulardan kurtulma meditasyonu &#8211; Kesin Çözüm &#8211; Bunu Deneyen Herkes Kurtuldu</title>
		<link>http://www.kadinsite.com/korkulardan-kurtulma-meditasyonu-kesin-cozum-bunu-deneyen-herkes-kurtuldu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 Jan 2021 10:30:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim ve Aile]]></category>
		<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Püf Noktası]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[korku]]></category>
		<category><![CDATA[korku meditasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[meditasyon]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinsite.com/?p=71488</guid>

					<description><![CDATA[<p>Derin nefesler alın yavaş ve derin nefeslerinize konsantre olun. Aklınıza bir düşünce gelse bile ona takılmayın sadece izleyin.. Bu şekilde 1’den 10 ‘a kadar nefes alıp verin. Bu sırada tamamen gevşediğinizi ve rahatladığınızı imgeleyin.. Nefesi burnunuzdan alıp burnunuzdan vermeniz önemli Kendinizi hazır hissedince ,sizi sınırlayan inançlarınızın hepsinin sol tarafınızda omzunuzun 5-10 cm yukarısında siyah bir [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="http://www.kadinsite.com/korkulardan-kurtulma-meditasyonu-kesin-cozum-bunu-deneyen-herkes-kurtuldu/">Korkulardan kurtulma meditasyonu &#8211; Kesin Çözüm &#8211; Bunu Deneyen Herkes Kurtuldu</a> appeared first on <a href="http://www.kadinsite.com">Kadınlar Sitesi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>Derin nefesler alın yavaş ve derin nefeslerinize konsantre olun. Aklınıza bir düşünce gelse bile ona takılmayın sadece izleyin..</h2>
<h2>Bu şekilde 1’den 10 ‘a kadar nefes alıp verin. Bu sırada tamamen gevşediğinizi ve rahatladığınızı imgeleyin..</h2>
<p><strong><script async src="//pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js"></script>
<!-- zennubey -->
<ins class="adsbygoogle"
     style="display:inline-block;width:336px;height:280px"
     data-ad-client="ca-pub-6372238941341666"
     data-ad-slot="2127639287"></ins>
<script>
(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});
</script></strong></p>
<h2>Nefesi burnunuzdan alıp burnunuzdan vermeniz önemli<br />
Kendinizi hazır hissedince ,sizi sınırlayan inançlarınızın hepsinin sol tarafınızda omzunuzun 5-10 cm yukarısında siyah bir kürede olduğunu imgeleyin. Bunu yaparken kürenin içini görmenize gerek yok. Sadece siyah bir küre var ,içinde de sizi sınırlayan inançlarınızın olduğunu biliyorsunuz. Dikkatinizi bu küreye verin ve onun içindeki şeyleri artık istemediğinizi onların size zarar verdiğini hissedin.<br />
Ondan kurtulma duygusuna yoğunlaşın.</h2>
<p><strong><script async src="//pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js"></script>
<!-- zennubey -->
<ins class="adsbygoogle"
     style="display:inline-block;width:336px;height:280px"
     data-ad-client="ca-pub-6372238941341666"
     data-ad-slot="2127639287"></ins>
<script>
(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});
</script></strong></p>
<h2>Ondan kurtulmayı yeterince istediğiniz zaman küreyi sol omzunuzdan alın ve “seni gönderiyorum artık sana ihtiyacım yok “ diyerek evrene fırlatın.<br />
Kürenin gökyüzünde bir dinamit lokumu gibi patladığını ve bembeyaz renkli bir ışık olarak havai fişek gibi söndüğünü görün.</h2>
<h2>Daha sonra dikkatinizi tekrar kendinize verin.<br />
Bu seferde sağ omzunuzun üzerinde koyu mavi renkte parlak bir küre görün. Bu kürenin içinde sizi güçlendiren inançların var. Bunlar sizi destekleyecek, güçlendirecek inançlardır. Bunları görmenize gerek yok, bilmeniz yeterlidir.</h2>
<h2><strong><script async src="//pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js"></script>
<!-- zennubey -->
<ins class="adsbygoogle"
     style="display:inline-block;width:336px;height:280px"
     data-ad-client="ca-pub-6372238941341666"
     data-ad-slot="2127639287"></ins>
<script>
(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});
</script></strong><br />
Daha sonra bu kürenin 3. gözünüzden bedeninize girdiğini görün. Küre bedeninize girdiğinizde kendinizi güçlenmiş ve mutlu hissedeceksiniz. Bu duyguya odaklanın ve bir süre böyle kalın.<br />
Yavaş yavaş gözlerinizi açın.</h2>
<p>The post <a href="http://www.kadinsite.com/korkulardan-kurtulma-meditasyonu-kesin-cozum-bunu-deneyen-herkes-kurtuldu/">Korkulardan kurtulma meditasyonu &#8211; Kesin Çözüm &#8211; Bunu Deneyen Herkes Kurtuldu</a> appeared first on <a href="http://www.kadinsite.com">Kadınlar Sitesi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Karakter mi önemli eğitim mi?</title>
		<link>http://www.kadinsite.com/karakter-mi-onemli-egitim-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Jan 2021 20:28:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinsite.com/?p=71482</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir gün padişah vezire sormuş: -Eğitim mi önemli karakter mi? Vezir düşünmeden cevap vermiş: -Karakter padişahım. Padişah memleketin her yerinden tellallar çağırtmış. -Duyduk duymadık demeyin en iyi hayvan eğiticisine 100 kese altın en iyi hayvan eğiticisi padişahın huzuruna çıkarılmış. padişah hayvan eğiticisine sormuş: -Bir kediye tepsiyle servis yapmayı ne kadar zamanda öğretebilirsin? -6 ayda öğretirim [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="http://www.kadinsite.com/karakter-mi-onemli-egitim-mi/">Karakter mi önemli eğitim mi?</a> appeared first on <a href="http://www.kadinsite.com">Kadınlar Sitesi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir gün padişah vezire sormuş:</p>
<p>-Eğitim mi önemli karakter mi?</p>
<p>Vezir düşünmeden cevap vermiş:</p>
<p>-Karakter padişahım.</p>
<p>Padişah memleketin her yerinden tellallar çağırtmış.</p>
<p>-Duyduk duymadık demeyin en iyi hayvan eğiticisine 100 kese altın en iyi hayvan eğiticisi padişahın huzuruna çıkarılmış. padişah hayvan eğiticisine sormuş:</p>
<p>-Bir kediye tepsiyle servis yapmayı ne kadar zamanda öğretebilirsin?</p>
<p>-6 ayda öğretirim padişahım.</p>
<p>6 ay dolmuş, huzura alınmış. padişah:</p>
<p>-Öğrettin mi?</p>
<p>-Öğrettim padişahım.</p>
<p>Saray erkanı toplanmış, kedi elinde tepsi servis yapmaya başlamış, tam vezirin önüne gelmiş; padişah yine vezire sormuş:</p>
<p>– Vezir! demiş. Eğitim mi önemlidir karakter mi?</p>
<p>Vezir padişahın sorusuna cevap vermeden önce cebinde hazır tuttuğu fareyi yere bırakmış. kedi tepsiyi attığı gibi farenin peşinde koşmaya başlamış. tabi altı aylık eğitimde boşa gitmiş.</p>
<p>Vezir cevap vermiş;</p>
<p>-Karakter padişahım.</p>
<p>Önüne bir fare düştüğünde, eline bir fırsat geçtiğinde, çıkarı için vatanını satmaktan, halkını harcamaktan tereddüt etmeyecek yüksek eğitimli kedilerden, Rabbimiz bizi muhafaza kılsın.</p>
<p>The post <a href="http://www.kadinsite.com/karakter-mi-onemli-egitim-mi/">Karakter mi önemli eğitim mi?</a> appeared first on <a href="http://www.kadinsite.com">Kadınlar Sitesi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gelin ve Kaynana</title>
		<link>http://www.kadinsite.com/gelin-ve-kaynana/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Jan 2021 18:12:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinsite.com/?p=71479</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günün birinde güzel bir genç kız sevdiği adamla evlenir ve aynı evde kocası ve kaynanası ile birlikte yaşamaya başlar. Çok mutludur, fakat kaynanası ile geçinememeye başlar. Kuşak farkı nedeniyle kişilikleri tamamen farklıdır. Bu nedenle ve daha birçok küçük sebeple her gün kavga edip tartışırlar. Kocası da annesi ve karısı arasında kalmaktan sıkılmış, mutsuz olmuştur. Genç [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="http://www.kadinsite.com/gelin-ve-kaynana/">Gelin ve Kaynana</a> appeared first on <a href="http://www.kadinsite.com">Kadınlar Sitesi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Günün birinde güzel bir genç kız sevdiği adamla evlenir ve aynı evde kocası ve kaynanası ile birlikte yaşamaya başlar. Çok mutludur, fakat kaynanası ile geçinememeye başlar. Kuşak farkı nedeniyle kişilikleri tamamen farklıdır. Bu nedenle ve daha birçok küçük sebeple her gün kavga edip tartışırlar. Kocası da annesi ve karısı arasında kalmaktan sıkılmış, mutsuz olmuştur.</h3>
<p><strong><script async src="//pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js"></script>
<!-- zennubey -->
<ins class="adsbygoogle"
     style="display:inline-block;width:336px;height:280px"
     data-ad-client="ca-pub-6372238941341666"
     data-ad-slot="2127639287"></ins>
<script>
(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});
</script></strong></p>
<h3>Genç kız, bu böyle gitmez, bir şeyler yapmak gerek diye düşünür, eski bir tanıdığı olan baharatçıya gider ve derdini ona anlatır. Yaşlı adam baharatlardan bir karışım hazırlar, kaynanasını zehirlediği belli olmasın diye der ki:<br />
– Bu karışımı 3 ay boyunca her gün kaynanan için yaptığın yemeklerin içine az bir miktar koyacaksın. Kimsenin şüphelenmemesi için ona çok iyi davranmalı , onun en sevdiği, güzel yemekleri yapmalısın.</h3>
<h3>Sevinç içinde eve dönen genç kız yaşlı adamın dediklerini aynen uygular. Her gün kaynanasının sevdiği en güzel yemekleri yapar. Kaynanasının yemeğine az miktarda zehri damlatır. Kimse şüphelenmesin diye de ona çok iyi davranır. Bir süre sonra kaynanası da çok değişir ve ona kendi kızı gibi davranır. Evde artık herkes mutludur. Genç kız suçluluk duymaya başlar. Pişman bir vaziyette baharatçı dükkanının yolunu tutar ve yaşlı adama şu ana kadar kaynanasına verdiği zehrin etkisini yok edecek panzehir için yalvarır.</h3>
<h3>Kaynanasının ölmesini artık istememektedir. Yaşlı adam yaşlı gözlerle karşısında konuşup duran genç kıza bakar, gülmeye başlar ve der ki:<br />
– Merak etme sana verdiğim karışım çeşitli vitaminler içeriyordu. Olsa olsa kaynananı sadece daha da güçlendirdin. Gerçek zehir ise senin ile kaynanan arasındaydı. Sen ona iyi davrandıkça o da değişti ve aranızdaki zehir yerini sevgiye bıraktı, böylece siz gelin kaynana değil, gerçek bir ana kız oldunuz.</h3>
<p>The post <a href="http://www.kadinsite.com/gelin-ve-kaynana/">Gelin ve Kaynana</a> appeared first on <a href="http://www.kadinsite.com">Kadınlar Sitesi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ANTALYA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI MUHİTTİN İLE HAVVA / Bir otobüs şöförü ile Zengin aile kızının hüzünĺü AŞK HİKAYESİ&#8230;.</title>
		<link>http://www.kadinsite.com/antalya-buyuksehir-belediye-baskani-muhittin-ile-havva-bir-otobus-soforu-ile-zengin-aile-kizinin-huzunlu-ask-hikayesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 19 Sep 2020 20:27:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Hüzünlü Olaylar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinsite.com/?p=71254</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bugünün Antalya Konyaaltı’sında, o günün Uncal orman köyünde dünyaya gelen Muhittin Böcek, Endüstri Meslek Lisesi’ni bitirmiş, askerliğini yapmış, Kemer’de otobüs şoförü olarak işe başlamıştı.1988’de bir düğünde, çalıştığı otobüs durağının bile sahibi olan Kemer’in en zengini Hasan Minta’nın kızı Havva’yı görüp aşık oldu. Hikaye öyle başladı. Bu tam anlamıyla &#8220;zengin kızla fakir oğlanın aşkı&#8221;ydı. Çünkü Muhittin [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="http://www.kadinsite.com/antalya-buyuksehir-belediye-baskani-muhittin-ile-havva-bir-otobus-soforu-ile-zengin-aile-kizinin-huzunlu-ask-hikayesi/">ANTALYA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI MUHİTTİN İLE HAVVA / Bir otobüs şöförü ile Zengin aile kızının hüzünĺü AŞK HİKAYESİ&#8230;.</a> appeared first on <a href="http://www.kadinsite.com">Kadınlar Sitesi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Bugünün Antalya Konyaaltı’sında, o günün Uncal orman köyünde dünyaya gelen Muhittin Böcek, Endüstri Meslek Lisesi’ni bitirmiş, askerliğini yapmış, Kemer’de otobüs şoförü olarak işe başlamıştı.1988’de bir düğünde, çalıştığı otobüs durağının bile sahibi olan Kemer’in en zengini Hasan Minta’nın kızı Havva’yı görüp aşık oldu. Hikaye öyle başladı.<br />
<img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-71255" src="http://www.kadinsite.com/wp-content/uploads/2020/09/aa1.jpg" alt="" width="600" height="396" /></h3>
<p><strong><script async src="//pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js"></script>
<ins class="adsbygoogle"
     style="display:block; text-align:center;"
     data-ad-format="fluid"
     data-ad-layout="in-article"
     data-ad-client="ca-pub-6372238941341666"
     data-ad-slot="3751089289"></ins>
<script>
     (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});
</script></strong></p>
<h3>Bu tam anlamıyla &#8220;zengin kızla fakir oğlanın aşkı&#8221;ydı.<br />
Çünkü Muhittin Böcek otobüs şoförüydü, Havva’nın babası Hasan Minta ise turizmci, otobüsçü, toprak sahibi bir zengindi.</h3>
<h3>Muhittin’in çalıştığı durak,<br />
Havva’nın evinin de yanındaydı.</h3>
<h3>Muhittin için artık durakta sıra, Havva’nın evin dışına çıkışana bağlıydı.</h3>
<h3>O evin önünden geçerken havalı kornayı öttürmek en büyük zevkiydi.<br />
Havva da sık sık kapı önüne çıkıyordu.</h3>
<h3>Hasan Minta’nın kızı ile konuşmak yasaktı ama da bakışmalara yasak konamazdı.</h3>
<h3>Muhittin sonunda kararı verdi.<br />
Pek çok büyüğüne,<br />
&#8220;Sevdalandım.<br />
Allah’ın emrini sen yerine getir&#8221; dedi,<br />
ilk başka<br />
&#8220;Ne demek hemen&#8221;<br />
yanıtını aldı ama kızın Hasan Minta’dan isteneceğini öğrenen,<br />
&#8220;Ben yokum&#8221; diye kenara çekiliyordu.</h3>
<h3><strong><script async src="//pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js"></script>
<ins class="adsbygoogle"
     style="display:block; text-align:center;"
     data-ad-format="fluid"
     data-ad-layout="in-article"
     data-ad-client="ca-pub-6372238941341666"
     data-ad-slot="3751089289"></ins>
<script>
     (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});
</script></strong></h3>
<h3>Muhittin, hangi cesaretle Minta’nın tek kızını istiyordu?<br />
Sonunda ağabeyinin kayınbabası işi üstlendi, bir perşembe günü Minta’nın karşısına çıktı; ama hayır yanıtını aldı.<br />
Muhittin’in ısrarıyla iki perşembe daha kız istendi, Minta’dan yine &#8220;Hayır&#8221; yanıtı alındı.</h3>
<h3>HAVVA BAK BU EVDE YAŞAYACAKSIN</h3>
<h3>Hasan Minta sonunda eşine,<br />
&#8220;Şu kıza bir sor&#8221; dedi.<br />
Annesi sordu Havva sessiz kaldı;<br />
bu &#8220;Evet, seviyorum&#8221; demekti.<br />
Babası kızını aldı, gitti Muhittin’in köyüne, Havva’ya orman içindeki bir evi gösterdi;<br />
&#8220;Bak kızım o evde yaşayabilecek misin?&#8221;<br />
dedi.</h3>
<h3>Havva yine sessiz kalınca babası dördüncü perşembe teslim oldu.</h3>
<h3>Ama söz yüzüğü takılana kadar birbirleriyle hiç konuşmadılar, yüzükler de ayrı yarı yerlerde takıldı.<br />
19 Kasım 1989’daki nişandan sonra bu hasret bir ölçüde bitti.</h3>
<h3>1990’ın 11 Nisan’ında da düğün olacaktı.<br />
Kız tarafı evi döşemeye başladı.<br />
4 Nisan’da düğüne bir hafta kala baba Minta kızıyla mobilya bakmak için Antalya’ya doğru yola çıktı.</h3>
<h3>Kemer’de tüneller bölgesine geldiğinde öndeki araç bariyerlere çarptı.<br />
Hemen indi, otomobildeki tek kişi sürücü Alman kadındı, kıyafeti açılmıştı.<br />
Bunu görünce Havva’yı yardıma çağırdı, kendisi tehlike işareti levhasını yola koydu. Havva, şok geçiren kadına sarıldı, kendi otomobiline götürdü.<br />
Bu sırada kadının ayağının değdiği tehlike levhası devrildi.</h3>
<h3><strong><script async src="//pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js"></script>
<ins class="adsbygoogle"
     style="display:block; text-align:center;"
     data-ad-format="fluid"
     data-ad-layout="in-article"
     data-ad-client="ca-pub-6372238941341666"
     data-ad-slot="3751089289"></ins>
<script>
     (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});
</script></strong></h3>
<h3>Tam otomobile bineceklerdi ki kağıt toplamada kullanılan bir kamyon geldi Havva’yı önüne katıp bariyerlere sıkıştırdı.</h3>
<h3>Havva’nın bilinci yerindeydi, ayakları kucağına gelmişti; kafasında sadece iki sözcük tekrarlanıp duruyordu:<br />
&#8220;Muhittin&#8221; ve &#8220;Düğünüm&#8221;.<br />
Hemen hastaneye götürüldü.</h3>
<h3>KİM BU MUHİTTİN</h3>
<h3>Muhittin hastaneye vardığında iri yarı bir doktor koridorda bağırıyordu,<br />
&#8220;Kim bu kızın nişanlısı Muhittin?&#8221;</h3>
<h3>Muhittin, dikildi Dr. Erol İnce’nin karşısına. Doktor<br />
&#8220;Giydirin bu adamı sokun yoğun bakıma çıkmasın&#8221; dedi.</h3>
<h3>Sonradan anladılar, Havva, sayıklayıp duruyordu:<br />
&#8220;Benim nişanlım vardı.<br />
Muhittin.<br />
Nerede?<br />
Bizim düğünümüz ne olacak?&#8221;</h3>
<h3>Havva 14. günün sonunda gözünü açtığında yanında elini tutan Muhittin vardı.<br />
Bir bacağı kesilmişti, ağır hasarlı diğeri de kesilecek gibiydi.<br />
Havva 76 gün hastanede yattı,<br />
Muhittin hiç yanından ayrılmadı.<br />
Bir gece eve gidip uyumak istedi yapamadı, 2 saat sonra nişanlısının başucundaydı.</h3>
<h3>Havva’ya bu sürede 13 ameliyat yapıldı, Muhittin’in kanı da dahil 33 ünite kan verildi, hasarlı tek ayakla hastaneden taburcu oldu. Diğer ayak için<br />
&#8220;Kesmek gerek&#8221; denilince bir de Ankara’ya gidildi.</h3>
<h3>Orada da aynı şey söylenmişti ki, Dr Tarık Kıztan devreye girdi.<br />
Havva’yı Almanya’ya davet etti. 45 gün sonra Havva o ayağı koruma mutluluğu içindeydi.<br />
Bu tedavi süresince Havva ilk kez bir haftalığına Muhittin’den ayrıldı.</h3>
<h3>PLAK TERSİNE ÇALIYOR</h3>
<h3>Onu, terapi amaçlı Vietnam’da sakat kalmış kız çocukları ile dolu merkeze yerleştirdiler.</h3>
<h3>Havva, o hafta Muhittin’e hayatının ilk mektubunu yazdı.<br />
Şimdi &#8220;O romantik mektubu nasıl yazdığımı hala bilemiyorum; ama yüreğimi dinledim&#8221; diyor.<br />
Muhittin de maniler, şiirlerle dolu duygusal bir mektupla yanıt verdi.</h3>
<h3>Biri protezli, diğeri hasarlı ayaklarla döndü Havva Antalya’ya.<br />
Havva’nın deyimi ile bu kez plak tersten çalınıyordu, artık onu Muhuttin’e layık görmüyorlardı:</h3>
<h3>&#8220;O oğlan seninle evlenecek mi?&#8221;,<br />
&#8220;Sen bu kızla nasıl evleneceksin?&#8221;</h3>
<h3>Muhittin’in yanıtı netti:<br />
&#8220;Bu kaza düğünden bir hafta sonra da olabilirdi.<br />
Ben Havva’yı zaten seviyorum.<br />
O da beni seviyor.<br />
Bizi ancak ölüm ayırır.&#8221;</h3>
<h3>Havva düğünde ikinci kez dünyaya geldi. Birincisi, artık yürümeye başlamıştı, ikincisi de evleniyordu o gün.</h3>
<h3>ŞİMDİ BELEDİYE BAŞKANI</h3>
<h3>Aradan 17 yıl geçti,<br />
Havva ve Muhittin Böcek çiftinin 15 yaşında Gökhan adında bir oğulları var.<br />
Havva önce dışardan liseyi bitirdi, sonra Muhittin’le birlikte Açık Öğretim Halkla İlişkiler’den mezun oldu.<br />
Muhittin hızını alamadı, şimdi İktisat son sınıfta.</h3>
<h3>Muhittin geçen yıllarda siyasete ısındı.<br />
Önce Meclis üyesi oldu, sonra onu Mesut Yılmaz keşfetti,<br />
Konyaaltı İlçe Başkanı oldu.<br />
1999 seçimlerinde belediye başkanlığını kazandı.<br />
2002’de CHP adayı olarak girdiği seçimde bu kez yüzde 52 oy aldı ve göreve devam etti.</h3>
<p><strong><script async src="//pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js"></script>
<ins class="adsbygoogle"
     style="display:block; text-align:center;"
     data-ad-format="fluid"
     data-ad-layout="in-article"
     data-ad-client="ca-pub-6372238941341666"
     data-ad-slot="3751089289"></ins>
<script>
     (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});
</script></strong></p>
<h3>Geçen kurban bayramında lik kez Havva’dan ayrı kaldı.<br />
Havva hasarlı ayağında oluşan yara nedeniyle tedavi için oğluyla Almanya’ya gitti.<br />
Muhittin Böcek, bayram namazını kılar kılmaz karısına mesaj geçti:<br />
&#8220;Hayatım, bu ilk ayrı bayramımız.<br />
İnşallah bir daha senden, oğlumdan ayrı bayramımız olmaz&#8221; diye yazdı; &#8220;öptüm&#8221; sözleri için tuşlara basmak istiyordu ama birden ağlamaya başladı, şoföre zorlukla,<br />
&#8220;Beni eve götür&#8221; dedi.</h3>
<h3>Kapıdan girerken Havva aradı.<br />
Muhittin ağlamaktan konuşamıyor,<br />
Havva panik içinde<br />
&#8220;Ne oldu, birine bir şey mi oldu?&#8221;<br />
diye soruyordu.</h3>
<h3>Muhittin zorlukla, &#8220;Burada değilsin&#8221; diyebildi.<br />
Ve Muhittin Başkana en büyük destek şimdi ayrı olduğu Havva Minta&#8217;dan geldi : &#8221; 30 yıl önce sen beni ayağa kaldırdin , şimdi sıra ben de .&#8221;<br />
-Alıntı</h3>
<p>The post <a href="http://www.kadinsite.com/antalya-buyuksehir-belediye-baskani-muhittin-ile-havva-bir-otobus-soforu-ile-zengin-aile-kizinin-huzunlu-ask-hikayesi/">ANTALYA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI MUHİTTİN İLE HAVVA / Bir otobüs şöförü ile Zengin aile kızının hüzünĺü AŞK HİKAYESİ&#8230;.</a> appeared first on <a href="http://www.kadinsite.com">Kadınlar Sitesi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YALANCI</title>
		<link>http://www.kadinsite.com/yalanci/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Mar 2020 11:01:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinsite.com/?p=70849</guid>

					<description><![CDATA[<p>Küçük kız, kendini bildiği günden beri annesinden büyük bir şefkat görmüş ve ondan duyduğu sözlerle, pamuk prensesten daha güzel olduğuna inanmıştı. Ona göre, nur yüzlü ve badem gözlüydü. Bir tanecik yavrusuydu her zaman. Ama ilkokula başlayınca işler değişti. Arkadaşları, onun hiç de güzel olmadığını, hatta çirkin bile sayıldığını söylemekteydi. Küçük kız, ilk önceleri onlara inanmadı. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="http://www.kadinsite.com/yalanci/">YALANCI</a> appeared first on <a href="http://www.kadinsite.com">Kadınlar Sitesi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1>Küçük kız, kendini bildiği günden beri annesinden büyük bir şefkat görmüş ve ondan duyduğu sözlerle, pamuk prensesten daha güzel olduğuna inanmıştı. Ona göre, nur yüzlü ve badem gözlüydü. Bir tanecik yavrusuydu her zaman. Ama ilkokula başlayınca işler değişti.</h1>
<p><strong><script async src="//pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js"></script>
<ins class="adsbygoogle"
     style="display:block; text-align:center;"
     data-ad-format="fluid"
     data-ad-layout="in-article"
     data-ad-client="ca-pub-6372238941341666"
     data-ad-slot="3751089289"></ins>
<script>
     (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});
</script></strong></p>
<h3>Arkadaşları, onun hiç de güzel olmadığını, hatta çirkin bile sayıldığını söylemekteydi. Küçük kız, ilk önceleri onlara inanmadı. Çünkü herkes birbirini kıskanıyordu. Ama birkaç yıl içinde gerçeklerle yüzleşti. Annesinin bir pamuğa benzettiği yüzü, çiçek bozuğu bir cilde sahipti. &#8220;Badem&#8221; dediği gözleri ise şaşıydı. Vücudu da bir serviyi andırmıyordu. Demek ki annesi onu aldatmış ve yıllar yılı çekinmeden yalan<br />
söylemişti.</h3>
<h3>Genç kızın anne sevgisi, kısa bir süre sonra nefrete dönüştü. Evlenme çağına gelmiş olmasına rağmen, yüzüne bakan yoktu. Üstelik de gözleri, bütün tedavilere rağmen düzelmiyordu. Genç kız, doktorların gizlice yaptığı konuşmalardan kör olacağını anladığında çılgına döndü ve kendisini hâlâ çocukluk yıllarındaki ifadelerle seven annesinin bu yalanlarına dayanamayıp evi terk etmeye karar verdi. Fakat annesi, uzak bir yerde iş bulduğunu söyleyerek ondan önce davrandı. Ve kazandığı paraları bir akrabasına gönderip, kızına bakmasını rica etti. Genç kız bir süre sonra görmez oldu. Karanlık dünyasıyla baş başaydı. Bu arada annesini hiç merak etmiyordu. Çünkü artık onun nezdinde annesi bir yalancıydı, ölse bile bir kayıp sayılmazdı. Bir gün doktorlar, uygun bir çift göz bulduklarını söyleyerek kızı ameliyat ettiler.</h3>
<p><strong><script async src="//pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js"></script>
<ins class="adsbygoogle"
     style="display:block; text-align:center;"
     data-ad-format="fluid"
     data-ad-layout="in-article"
     data-ad-client="ca-pub-6372238941341666"
     data-ad-slot="3751089289"></ins>
<script>
     (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});
</script></strong></p>
<h3>Ancak o, gözünü açtığında yine aynı yüzü görmekten korkuyordu. Fakat kör olmak zordu. En azından kimseye yük olmazdı. Genç kız, ameliyat sonunda aynaya baktığında, müthiş bir çığlık attı. Karşısında bir dünya güzeli vardı. Gerçekten de harika bir kızdı gördüğü. Yüzündeki bozukluklar tamamen kaybolmuştu. Çok kemerli olan burnu düzelmiş, kepçe kulakları normale dönmüş ve yaban otlarını andıran saçları, dalga dalga olmuştu. Genç kız, yanındaki yaşlı doktora sevinçle sarılarak &#8220;Sanki yeniden dünyaya gelmiş gibiyim.&#8221; dedi; &#8220;Yüzümde hiçbir çirkinlik kalmamış.</h3>
<h3>Estetik ameliyatı siz mi yaptınız?&#8221; Yaşlı doktor: &#8220;Böyle bir ameliyat yapmadık kızım!&#8221; diye gülümsedi. &#8220;Annenin bağışladığı gözleri taktık. Sen, O&#8217;nun gözüyle gördün kendini!&#8221;</h3>
<p>The post <a href="http://www.kadinsite.com/yalanci/">YALANCI</a> appeared first on <a href="http://www.kadinsite.com">Kadınlar Sitesi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>En Değerli İnsan Kimdir?…</title>
		<link>http://www.kadinsite.com/en-degerli-insan-kimdir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yasar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 24 Jan 2019 20:01:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinsite.com/?p=68709</guid>

					<description><![CDATA[<p>En Değerli İnsan Kimdir?… İki komşu ülkenin hükümdarları birbirleriyle savaşmazlar, ama her fırsatta birbirlerini rahatsız ederlerdi. Doğum günleri, bayramlar da ilginç armağanlar göndererek birbirlerine zeka gösterisi yaparlardı. Hükümdarlardan biri, günün birinde ülkesinin en önemli heykeltıraşını huzuruna çağırdı. İstediği, birer karış yüksekliğinde, altından, birbirinin tıpatıp aynısı üç insan heykeli yapmasıydı. Aralarında bir fark olacak ama bu [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="http://www.kadinsite.com/en-degerli-insan-kimdir/">En Değerli İnsan Kimdir?…</a> appeared first on <a href="http://www.kadinsite.com">Kadınlar Sitesi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="color: #ff00ff">En Değerli İnsan Kimdir?…</span></strong></p>
<p>İki komşu ülkenin hükümdarları birbirleriyle savaşmazlar, ama her fırsatta birbirlerini rahatsız ederlerdi. Doğum günleri, bayramlar da ilginç armağanlar göndererek birbirlerine zeka gösterisi yaparlardı.</p>
<p>Hükümdarlardan biri, günün birinde ülkesinin en önemli heykeltıraşını huzuruna çağırdı. İstediği, birer karış yüksekliğinde, altından, birbirinin tıpatıp aynısı üç insan heykeli yapmasıydı. Aralarında bir fark olacak ama bu farkı sadece ikisi bilecekti. Heykeller hazırlandı ve doğum gününde komsu ülke hükümdarına gönderildi. Heykellerin yanına bir de mektup konmuştu. Söyle diyordu heykelleri yaptıran hükümdar:</p>
<p>“-Doğum gününü bu üç altın heykelle kutluyorum. Bu üç heykel birbirinin tıpatıp aynısı gibi görünebilir. Ama içlerinden biri diğer ikisinden çok daha değerlidir. O heykeli bulunca bana haber ver.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Hediyeyi alan hükümdar önce heykelleri tarttırdı. Üç altın heykel gramına kadar eşitti. Ülkesinde sanattan anlayan ne kadar insan varsa çağırttı. Hepsi de heykelleri büyük bir dikkatle incelediler ama aralarında bir fark göremediler.</p>
<p>Günler geçti. Bütün ülke hükümdarın sıkıntısını duymuştu ve kimse çözüm bulamıyordu. Sonunda, hükümdarın fazla isyankar olduğu için zindana attırdığı bir genç haber gönderdi. İyi okumuş, akilli ve zeki olan bu genç, hükümdarın bazı isteklerine karşı çıktığı için zindana atılmıştı.</p>
<p>Başka çaresi olmayan hükümdar bu genci çağırttı. Genç önce heykelleri sıkı sıkıya inceledi, sonra çok ince bir tel getirilmesini istedi.</p>
<p>Teli birinci heykelciğin kulağından soktu, tel heykelin ağzından çıktı. İkinci heykele de ayni işlemi yaptı. Tel bu kez diğer kulaktan çıktı. Üçüncü heykelde tel kulaktan girdi ama bir yerden dışarı çıkmadı. Ancak telin sığabileceği bir kanal kalp hizasına kadar iniyor, oradan öteye gitmiyordu.</p>
<p>Hükümdar heykelleri gönderen komsu hükümdara cevabı yazdı:</p>
<p>“Kulağından gireni ağzından çıkartan insan makbul değildir. Bir kulağından giren diğer kulağından çıkıyorsa, o insan da makbul değildir. En değerli insan, kulağından gireni yüreğine gömen insandır. Bu değerli hediyen için çok teşekkür ederim.”</p>
<p>The post <a href="http://www.kadinsite.com/en-degerli-insan-kimdir/">En Değerli İnsan Kimdir?…</a> appeared first on <a href="http://www.kadinsite.com">Kadınlar Sitesi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Akıl Hastasından Yüzyılın Dersi</title>
		<link>http://www.kadinsite.com/bir-akil-hastasindan-yuzyilin-dersi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Jun 2018 09:00:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinsite.com/?p=67930</guid>

					<description><![CDATA[<p>Akıl hastanesinin bahçesinde sigara içiyordum. Merakımdan sanırım, bir şekilde orada buldum kendimi. Kendi halinde, oldukça normal davranan, yüz çizgilerinden kırklarında olduğunu düşündüğüm bir adamla göz göze geldik. Ben bir kaç kafamı çevirsem de, o gözlerini üzerimden hiç çekmedi. Kıyafetlerinden anladığım kadarıyla misafirdi orada, hasta demeye dilim varmıyor şimdi. Önce biraz çekindim, sonra cesaretimi toplayıp küçük [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="http://www.kadinsite.com/bir-akil-hastasindan-yuzyilin-dersi/">Bir Akıl Hastasından Yüzyılın Dersi</a> appeared first on <a href="http://www.kadinsite.com">Kadınlar Sitesi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>Akıl hastanesinin bahçesinde sigara içiyordum. Merakımdan sanırım, bir şekilde orada buldum kendimi. Kendi halinde, oldukça normal davranan, yüz çizgilerinden kırklarında olduğunu düşündüğüm bir adamla göz göze geldik. Ben bir kaç kafamı çevirsem de, o gözlerini üzerimden hiç çekmedi.</h2>
<p><a href="http://www.kadinsite.com/wp-content/uploads/2018/06/deli.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-67931" src="http://www.kadinsite.com/wp-content/uploads/2018/06/deli.jpg" alt="" width="765" height="510" srcset="http://www.kadinsite.com/wp-content/uploads/2018/06/deli.jpg 765w, http://www.kadinsite.com/wp-content/uploads/2018/06/deli-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 765px) 100vw, 765px" /></a></p>
<p>Kıyafetlerinden anladığım kadarıyla misafirdi orada, hasta demeye dilim varmıyor şimdi. Önce biraz çekindim, sonra cesaretimi toplayıp küçük adımlarla yaklaştım yanına. “sigara versene” dedi hemen. Sigarayı uzatırken “neden buradasınız?” demiş bulundum. Sigarasını yaktı, tekrar gözlerini dikti üzerime. Kırpmıyordu bile, ürkmedim desem yalan olur.</p>
<p>“İyi günler” dileyerek uzaklaşmaya karar verdim. “Belkide yanlış bir soru sormuşumdur. Belki canını sıkmışımdır ya da ne bileyim adam deli işte!” diye geçirdim içimden. “Sen neden burada değilsin?” diye bağırdı arkamdan. Öyle bir bağırdı ki, arkamı dönmeye korktum. Cinnetle bağırır gibi…</p>
<p>Döndüm yüzümü, olduğum yerde, yaklaşmadan baktım yüzüne. Bu sefer sesini daha da yükselterek, tekrarladı; “Sen neden burada değilsin ? Onca sahtekarın, onca vicdansızın, onca ihanetin içinde durabilmeyi nasıl başarıyorsun ? Çocukların vurulduğu, çiçeklerin koparıldığı, sevgilerin harcandığı, umudun tükendiği, renksiz, yapay bir dünya var dışarıda. Uyuşmadan uyum sağlayamadığım, gürültüsünden uyuyamadığım. Kirli, kibirli, kaba bir dünya var. Çıkarları uğruna seni çakıyla son model arabayı çizer gibi çizecek binlerce insan var. Kanını emecek bir sürü vampir. Sana kullanılıp köşeye atılmış pis bir mendil gibi hissettirecek bir sürü katil. Sen neden burada değilsin ?” Delilermi yatmalı akıl Hastanesi’nde yoksa onları deli edenler mi?</p>
<p>Alıntıdır</p>
<p>The post <a href="http://www.kadinsite.com/bir-akil-hastasindan-yuzyilin-dersi/">Bir Akıl Hastasından Yüzyılın Dersi</a> appeared first on <a href="http://www.kadinsite.com">Kadınlar Sitesi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
